|
|
Yılmaz Özdil
|
 |
KAHRAMANIM DURDUCAN |
Naim Süleymanoğlu.
Hamza Yerlikaya.
Halil Mutlu.
Nurcan Taylan.
Mahmut Demir.
Tanıyorsunuz değil mi?
Olimpiyat şampiyonlarımız.
Mehmet Okur.
Süreyya Ayhan.
Hakan Şükür.
Natalia Hanikoğlu.
Elvan Abeylegesse.
Mehmet Aurelio.
Bunları da tanıyorsunuz...
Millilerimiz.
Peki ya, Durducan Nevruz?
Tanımıyorsunuz değil mi?
Tanımazsınız...
Çünkü onu, diğerleri gibi manşet yapmıyorlar; naklen vermiyorlar.
Halbuki, Türkiye’nin hem "milli" hem de "olimpiyat şampiyonu"
sporcusu Durducan... Fotoğrafını büyütüp, poster gibi odama astım.
Benim kahramanım o.
Zihinsel engelli sporcuların yarıştığı, Özel Olimpiyat Oyunları,
Çin’de başladı. 167 ülkeden, 7 bin 200 sporcu katılıyor. Açılış
töreninde, 80 bin kişilik Şanghay Olimpiyat Stadı, hıncahınç
doldu... Başta ABD, 12 ülkede "naklen" yayınlandı! Arnold
Schwarzenegger, Colin Farrell, Vanessa Williams, Yao Ming gibi
dünyaca ünlü yıldızlar oradaydı.
Türkiye de var orada...
62 sporcumuzla birlikte.
Aslında 20 kategori var; biz, futbol, basketbol, voleybol, atletizm,
yüzme, masa tenisi ve bowling dallarıyla katılıyoruz. Türkiye Özel
Sporcular Derneği Onursal Başkanı Dilek Sabancı da orada...
Kafilemizin resmi geçidi sırasında, Coca Cola’nın 1 Numarası,
Türkiye’nin gururu Muhtar Kent de, çocuklarımızla birlikte yürüdü;
elinde Türk bayrağıyla.
Dünya, bu olimpiyatı konuşuyor.
Yok di mi haberiniz?
Durducan, 15 yaşında.
Down sendromlu.
100 metre sırtüstünde Olimpiyat Şampiyonu oldu, Olimpiyat
Şampiyonu... Ay yıldızlı formasının göğsüne taktı, altın
madalyasını.
İstiklal Marşımızı dinletti.
Duymadınız...
Bowling takımımız da, 191 puanla Olimpiyat Şampiyonu oldu. Bu puan,
Özel Olimpiyat Tarihi’nin rekoru!
Yine yüzmede, Fatih Türkmen ve İsmail Cem Alev, gümüş madalya aldı.
Özlem Turanlı, bronz.
Basketbol milli takımımız, Japonya’yı devirdi, çeyrek finale çıktı,
rakibimiz İspanya... Voleybol milli takımımız, Çin’i eze eze yendi;
Jamaika ile Yunanistan’ı rezil etti; hep 2-0... Sırada Rusya ve
Finlandiya var.
En genç millimiz, 10 yaşında.
Gökay Aydemir... Jimnastikçi.
Kafilenin adeta maskotu.
Herkes ona sarılmak istiyor, herkes onun yanağından makas almak
istiyor, herkes onu öpmek istiyor.
O sıkılıyor.
Elinde meyve suyu, sessiz sakin bir kenarda oturmak istiyor;
kimseyle konuşmadan, kimseyle göz göze gelmeden... Her zamanki gibi.
Tanımıyorsunuz değil mi?
Tanımazsınız.
Kendi ağırlığının 3 katını kaldıran dünyadaki ilk insan Naim, "Türk
gibi kuvvetli" olduğu için kaldırmamıştı o ağırlığı...
Allah vergisiydi.
Bel kemiğine saplanan omurgasının çapı, normal insanlara oranla 2
kat büyüktü.
Yani, doğuştan.
Durducan’ın durumu da doğuştan.
Onunki de Allah vergisi.
Niye birini alkışlayıp, öbürünü alkışlamıyorsunuz ki?
Niye birinin müsabakasını naklen verip, öbürünü vermiyorsunuz?
Ne işe yarar TRT?
Spor programlarına telefonla bağlanıp fırça mırça atan RTÜK
Başkanı... Aloo?
Gelişmiş bir ülkeye gidin, "ne kadar çok engelli var bu ülkede"
dersiniz... Her yerde görürsünüz. Çünkü o ülkelerin engelli
vatandaşları, hayatın içinde yer alabilir. O ülkeler, engelli
vatandaşlarını da düşünür, ona göre dizayn eder şehirlerini...
Ya Türkiye?
Gelsin buraya bir yabancı, "bu ülkede hiç engelli yok" der. Çünkü
engelli vatandaşlarımız, hayatın içinde yer alamaz. Çünkü, kömür,
bulgur dağıtanlar, sadakayı bile şova dönüştürenler, iftarları
Olimpiyat Çadırı’nda yapanlar, engelli vatandaşlarımız için kılını
bile kıpırdatmaz. Çünkü zihinsel ve bedensel engelleri nedeniyle "oy
veremez" o vatandaşların çoğu!
E oy yoksa, niye hizmet olsun ki?
Lütfen... Olimpiyatın bitmesine 5 gün daha var. Gösterin şu
çocukları...
Manşet yapın, naklen verin.
Çünkü diyor ki onlar...
"Bana kazanma şansı verin!
Kazanamasam bile...
Destekleyin!"
Tek istekleri bu.
Yılmaz ÖZDİL |
|